Almanya 24 Eylül’de Genel Seçimlere gidiyor. Tarihi bir dönemeçte yapılacak bu seçim hem Almanya’nın, hem de Avrupa’nın kaderini belirleyecek. Bizler Almanya’da yaşayan Türkiyeli ve Kürdistanlı çeşitli halklardan gelen göçmenler olarak Alman vatandaşı olalım olmayalım, kendimizi bu seçimlerin bir öznesi olarak görüyoruz. Almanya’da yaşadığımız sorunlara çözüm bulunması için, Türkiye’de ve Kürdistan’da diktatörleri değil demokratik muhalefeti destekleyen bir dış siyaset için, ırkçılığın, ayrımcılığın, sosyal dışlanmanın ve ekonomik sömürünün son bulması için bizlerle aynı değerleri savunan, Almanya’nın toplumsal dönüşümüne ön ayak olabilecek adayları ve partileri aktif olarak destekleyeceğiz.

Diktatörleri değil, demokrasi mücadelesi yürütenleri destekleyin!

Almanya’nın Türkiye’ye yönelik izlemesi gereken politika, seçimlerin en çok tartışılan konularından birisi. Alman kamuoyunun, aralarında Alman vatandaşları da olan gazetecilerin ve barış aktivistlerinin tutuklanmasının ardından yaptığı baskı, CDU-SPD hükümetinin Erdoğan rejimine dönük bir dizi sembolik adım atması sonucunu yarattı. Ancak başta silah ticareti ve ekonomik işbirliği olmak üzere bütün kritik alanlarda “yüz yıllık ortaklık” siyaseti devam ediyor. Bizler Hıristiyan Demokratlardan ve Sosyal Demokratlardan oluşan hükümetin sürdürdüğü bu ikiyüzlü siyasetin derhal son bulmasını istiyoruz. Erdoğan rejimine meşruluk kazandıran tüm ekonomik ve askeri anlaşmalar derhal iptal edilmelidir. OHAL rejimi kaldırılana kadar AKP hükümeti ile olan tüm ilişkiler durdurulmalıdır. Dış siyasette jeopolitik ve ekonomik çıkarlar değil, her şeyden önce insan hakları ve demokrasi temel alınmalıdır.

Kürtlerin ve Türkiyeli devrimcilerin kriminalizasyonuna, bayrak yasaklarına ve PKK yasağına son!

Alman devleti Kürtleri ve Türkiyeli devrimcileri kriminalize etmeye devam ediyor. CDU-SPD hükümeti görev başındayken Kürt siyasetçiler ve Türkiyeli devrimciler birbiri ardına düzenlenen operasyonlarla cezaevlerine atıldı ve haksız cezalara maruz bırakıldı. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, geçtiğimiz aylarda PKK yasağına getiren ek bir düzenlemeyle, Rojava’da insanlık adına büyük bir mücadele yürüten PYD, YPG ve YPJ ile Almanya’da yasal ve meşru zeminde mücadele yürüten bir dizi Kürt kurumunun bayrakları yasaklandı. Bu antidemokratik uygulamalar ve siyasi göçmenler üzerinde uygulanan devlet şiddeti derhal durdurulmalıdır. Bizler Türkiyeli ve Kürdistanlı göçmenlerin özgürlüklerinin ve demokratik haklarının tanınmasından yanayız. Göçmenlerin kendi dilleri, inanışları ve siyasi görüşleri etrafında örgütlenmelerinin ve eylem yapmalarının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Kürtleri kriminalize etmek dışında hiçbir sonucu olmayan PKK yasağına son verilmelidir.

Türkiye’yle askeri anlaşmalar iptal edilsin, yurtdışındaki Alman askerleri geri çekilsin!

Bizler silahlanmadan, savaşlardan değil barıştan yanayız. Almanya bütün eleştirilere rağmen askeri harcamalarını artırmaya ve Türkiye’ye silah satışına devam ediyor. Rheinmetall’in Türkiye’ye açmak istediği tank fabrikası gibi projeler ve bir dizi Alman şirketinin lisans satışı yoluyla Türkiye savaş endüstrisine sağladığı destek derhal son bulmalı, Almanya askerleri yurtdışından geri çekilmelidir. Savaşları kışkırtmak dışında hiçbir işe yaramayan silah satışları özellikle istikrarsız bölgelerde derhal durdurulmalı, silah ihracatı yasaklanmalıdır.

Türkiye’yle yapılan kirli anlaşmaya son! Mülteciler Hoşgeldiniz!

Yoksulluğun ve savaşın vurduğu bölgelerden kaçan mülteciler Avrupa’ya sığınmak istiyorlar. Avrupa Birliği’nin buna verdiği yanıt ise daha sert bir sınır politikası ve “kale Avrupa’sı” siyasetini güçlendirmek oldu. Erdoğan rejimiyle yapılan kirli anlaşma, mülteciler üzerinden sürdürülen bu ikiyüzlü siyasetin bir sonucu. Bizler sınırların açılmasından, temel bir hak olan ilticanın önündeki engellerin kaldırılmasından yanayız. Yalnızca “mülteciler hoş geldiniz” diyen ve onlar için gerekli mali-sosyal desteği sağlayan bir program AfD gibi partilerin ırkçı argümanlarını geriletebilir.

Irkçılığa ve ayrımcılığa karşı mücadele!

Irkçılık ve ayrımcılık Almanya’nın en önemli sorunlarının başında geliyor. Bizler Türkiyeli ve Kürdistanlı göçmenler olarak gerek ekonomik yaşamda, gerek sosyal yaşamda olsun ırkçılığı ve ayrımcılığı derinden hissediyoruz. NSU cinayetlerinin failleri hala tam olarak ortaya çıkarılmadı. Sorunu Alman devletinde ve kurumsal ırkçılıkta değil, göçmenlerde gören anlayışa derhal son verilmesi gerekiyor.

Demokratik toplum, eşit yurttaşlık!

Bizler entegrasyondan “eşit yurttaş”lığı, farklı olan din ve kültürlere saygıyı anlıyoruz. Normatif, kâr odaklı ve dışlamayı esas alan entegrasyon politikaları biz göçmenlerin temel haklarını ihlal etmektedir. Ancak demokratik bir toplumun inşa edilmesi, bir arada yaşama kültürünün geliştirilmesi ve göçmenlerin ayrımcılığa karşı korunması ile toplumsal uyum sağlanabilir. Dini inançların gereği olarak tercih edilen kılık ve kıyafete hiçbir alanda müdahale edilmemelidir. Bütün inanç toplulukları örgütlenme özgürlüğünü engelsiz yaşamalıdır.

Göçmen kadınların ve LGBTİQ bireylerin eşit ve özgürce yaşabileceği bir toplum!

Göçmen kadınların erkeklerle eşit ücret alabildiği, sosyal haklardan eşit şekilde yararlanabildiği, işyerinde tacize ve ayrımcılığa maruz kalmadığı bir toplum istiyoruz. Göçmen LGBTİQ bireylerin uğradığı cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılıkla etkin bir mücadele programı oluşturulması gerekiyor. Yasalarda ve toplumsal yaşamda karşımıza çıkan heteronormatif uygulamalara son verilmesini istiyoruz.

Neoliberal kemer sıkma politikaları değil, güvenceli yaşam ekonomisi istiyoruz!

2008 ekonomik krizinin ardından yaşanan dalgalanma hala devam ediyor. Krize getirilmeye çalışılan neoliberal çözüm eşitsizliğin daha da artmasına neden oldu. Bu eşitsizlikten en fazla etkilenenler göçmen kadınlar, yaşlılar, çocuklar ve diğer dışlanan gruplar. Bizler güvenceli yaşam ekonomisi istiyoruz. Yaşanabilir bir asgari ücret, adil vergilendirme, ödenebilir kiralar ve herkes için ulaşılabilir sağlık hizmeti güvenceli yaşamın olmazsa olmazlarıdır. Pek çok insanı fakirliğe sürükleyen ve yaptırımlar içeren Hartz IV uygulamalarına son verilmesini, işsizlik parasının artırılmasını ve göçmenlere güvenceli bir yaşam sağlanmasını istiyoruz.

24 Eylül Pazar günü sandıklara gidelim ve oylarımızı toplumsal dönüşüm için kullanalım!

HDK Almanya Yürütme Kurulu

26 Ağustos 2017