Avrupa’da yaşayan Türkiyeli ve Kürdistanlı halkların mücadele platformu olma hedefiyle yola çıkan “Halkların Demokratik Kongresi – Avrupa” Brüksel’de yapılan Kongre ile kuruluşunu ilan etti.

 

Kongre sonucunda aşağıdaki sonuç bildirisi yayınlandı:

HDK-A 4 Şubat 2017’ de Brüksel’de yüzlerce delegenin katılımıyla gerçekleşti. HDK-A Kuruluş Kongresi’ne HDP milletvekilleri Ertuğrul Kürkçü, Tuğba Hezer, 24 Dönem Kars milletvekili Mülkiye Birtane, ESP Avrupa Temsilcisi Ziya Ulusoy, SYKP eski Eş Genel Başkanı Tuncay Yılmaz’ın da aralarında olduğu çok sayıda konuk katıldı.

HDK-A Kongre Girişim Koordinasyonun açılış konuşmasıyla başlayan kongrede, devrim ve demokrasi mücadelesinde şehit düşenler adına saygı duruşu, sonra divan seçimi yapılarak kabul edilen gündemlerle kongre işletilmeye başlandı.

Siyasal süreç gündeminde Ertuğrul Kürkçü (eski HDK Eş Sözcüsü ve İzmir Milletvekili),  Mülkiye Birtane (HDP Kars eski Milletvekili), Tuncay Yılmaz (Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi eski Eş Genel Başkanı),  Ziya Ulusoy  Ezilenlerin Sosyalist Partisi Avrupa Sözcüsü),  Tuma Çelik (Avrupa Süryaniler Birliği), Çetin Gürer (Savaşa ve Diktatörlüğe Karşı Barış İçin Avrupa Forumu) ile Yasemin Karaca (Barış Akademisyenleri ) adına konuşma yaptılar.

Yurtdışı yasakları oldukları için kongreye katılamayan HDK Eş Sözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ile Onur Hamzaoğlu’nun telefonla katıldıkları kongrede, delegeleri selamlayıp HDK-Avrupa’nın Türkiye’nin demokrasi mücadelesine önemli katkıda bulunacağına olan inançlarıyla başarı dileklerini ilettiler.

Konukların konuşmaları gündeminden sonra HDK-A kuruluş çalışma faaliyet raporu delegasyona sunuldu. Kasım 2015’te başlayan “HDK-Avrupa’yı kuralım” çalışmaları, tüm Avrupa’yı kapsayan iktidar dışı toplumun sivil demokratik örgütlülüğüne dönüşmüş olduğu  belirtilen HDK-A Girişim Koordinasyonu Eş Sözcüleri Sakine Demir ve Yüksel Koç, HDK-A kuruluş kongresi hazırlık çalışmalarının: “KCDK-E, AVEG-Kon, SYKP ve FİDEF’in birer taslak metinler sundukları 28 Şubat 2016’da Köln’de yapılan toplantıda HDK-Avrupa’yı kurma çalışmamızın ilk adımını attık ve kimi kent ve ülkelerde fiilen HDK-A kuruluş çalışmaları başlamış oldu.” Diyerek bir yıllık faaliyet raporlarını kongre bileşenlerine sundular.

HDK-Avrupa bünyesinde, Almanya, Fransa, İsviçre, Belçika, Hollanda ve Danimarka gibi ülkelerde kuruluş kongresi gerçekleştirilirken, İngiltere, İskoçya, Avusturya gibi ülkelerde de çalışmaların devam etmekte olduğunun bilgisi paylaşıldı. Kongresi yapılan ülkelerde kent kongrelerinde kent meclislerinin seçildiği, kent meclislerinin de kendi içinden yürütme ve eş sözcüler seçerek faaliyetlerini sürdürmekte oldukları bilgisi aktarıldı.

HDK-A çalışmaları ile ortaklaşarak özgür ve eşit bir yaşamı toplumsal olarak geliştirip güçlendirmeyi esas aldıklarını belirten Sakine Demir ve Yüksel Koç “Bugün bu çalışmanın Avrupa kongresine kadar getirilmiş olması, tüm eksikliklere rağmen, kentlerde ve ülkelerde bu çalışmaya katılan, emek veren yüzlerce, binlerce insanın sayesinde olmuştur.” Diyerek emeği geçen herkese teşekkürlerini ederek raporu kongre iradesinin onayına sundular.

Gerek konuk konuşmacılar, gerekse bir yıllık faaliyet raporu üzerine, gerekse program ve tüzük üzerine konuşan onlarca delege siyasal süreç, Ortadoğu, Türkiye ve Kürdistan’ da yaşananlara ilişkin tespitlerde bulunmuş, bu temelde kongrenin görev ve sorumluluklarının tespitinde bulunmuşlardır.

Ortadoğu’da ve dünyada sorunlar birikerek ağır siyasal ve sosyal travmalarıyla devam ettiğinin altını çizen konuşmacılar devletçi sistem ve onun son versiyonu olan ulus devletin derin bir krizi yaşamakta olduğunu belirtiler. Kapitalist –Emperyalist sistemin siyasal ve toplumsal sorunları ağırlaştırarak, insanlığı çürüme ve derin bunalımlarla karşı karşıya bıraktığı belirten konuşmacılar, liberal ve sosyal demokratların tüm iddialarına rağmen son kırk yılda sorunlara çözüm bulmadıkları bu tarihsel süreçte askeri müdahaleler ve savaşçıl politikalarla egemenlikçi güçlerin çözüm yerine çok daha büyük bir krizle insanlığı karşı karşıya bıraktıklarını, sorunları yaratanların sorunlara çözüm bulmalarının mümkün olamayacağını belirtiler.  Önümüzdeki dönemde sorunların daha da ağırlaşarak halkların özgür geleceğini karartmaya devam edeceğini ifade eden konuşmacılar; tarihsel ve yapısal olan Kapitalizm krizinin neden olduğu sorunların çözümünün radikal demokrasi ve demokratik sosyalizm ile mümkün olacağını belirtiler. Tek çözüm gücü haline gelmiş olan Demokratik Sosyalizmin HDK-A gibi devlet ve iktidar dışı platformlar aracılığıyla toplumun sivil demokratik örgütlülüğünün kıtasal ve küresel düzeyde yaygınlaştırılmasıyla mümkün olacağının altını çizdiler. Tarihsel toplumdan sapmanın önüne geçebilmenin, adil, eşitlikçi ve özgür yaşam inşasını HDK-A’ nın misyon edinerek küresel demokrasi hareketini örgütlemek gerektiği ifade edildi.

Ulus devletçi sistemin tekçi anlayışına karşı demokratik ulus anlayışıyla demokratik sosyalist mücadelede toplum kesimlerinin kendi özgünlüklerini koruyarak, toplumun örgütlü demokratik sisteminin, Ortadoğu ve tüm dünyada tek alternatif çözüm modeli olarak önümüzdeki dönemde büyük başarılar elde etmesi zemini ve koşullarının her zamandan daha çok ortaya çıktığını belirten konuşmacılar. Ortadoğu’ya ve dünyaya dayatılan milliyetçilik, dincilik ve cinsiyetçilik zehrine karşın toplumun çoklu kimliğini ve çoklu kültürünü esas alan, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir yaşamın her zamandan daha fazla önem arz ettiğini, toplumsal sorunları ağırlaştıran küresel kapitalizme karşı da demokratik sosyalist çizgide küresel demokrasi mücadelesini örgütleyen yapıya ve platforma çok daha büyük ihtiyaç olduğu, bu temelde HDK-A ‘nın dönemsel ve tarihsel önemine ilişkin değerli ve önemli perspektifler sunuldu.

Dünya, Türkiye ve Kürdistan’ daki gelişmeler ve yaşananlardan çıkışa dair değerli öneri ve fikirler beyan edildi. Kurdîstan’da yaşanan siyasal gelişmeler değerlendirilmiş; 2015 ve 2016 yıllarında inkâra, imhaya ve savaşa karşı yürütülen özyönetim direnişleri sahiplenilmiştir. Kürdistan’ da zaferi getirecek siyasal zeminin ortaya çıktığının; bilinçli, örgütlü ve toplum dinamiklerinin ortak mücadelesi ile başarının kesin olacağı ve kazananların halklarımız olacağı tespiti yapıldı. Kürt soykırımı üzerine kurulan dengelerin ve statükonun çatırdamakta olduğu; yeni denge ve statükoların kurulmak istendiği bu dönemde daha nitelikli ve örgütlü mücadelenin gerekli olduğu, doğru öncülük ve devrimsel hamlelerle büyük kazanacağımızın tespiti yapılmış, mücadelenin direnişçi çizgi inisiyatifi ile yükseltilmesi kararlılığı ortaya konulmuştur. Kürdistan’da mücadele yükseltilerek Kürt halkının özgürlüğünün aynı zamanda Ortadoğu Demokratik Devrimine büyük ivme kazandıracağı belirlemesinde bulunulmuştur.

AKP iktidarının Dolmabahçe Mutabakatı ve 7 Haziran seçim sonuçlarını demokratikleşme doğrultusunda tarihi fırsata çevirme yerine, MHP ve tüm demokratik ulus düşmanlarıyla ittifak kuran Tayyip Erdoğan’ın Dolmabahçe Mutabakatı ve 7 Haziran seçim sonuçlarını yok hükmünde sayarak Kürtlere ve tüm demokrasi güçlerine karşı açılan savaş Türkiye’ de siyasi ve ekonomik kriz ve kaosun derinleştiği tespitinde bulunuldu.

AKP iktidarının Temmuz’da ilan ettiği OHAL’le birlikte Kürt halkına ve demokrasi güçlerine karşı yürütülen saldırı, Yenikapı ruhu denilerek tüm faşist ve ulusalcı güçlerin bir araya getirilmesi demokrasi güçlerinin ezilmesini ve Kürt soykırımını hedeflediği belirtilmiştir. AKP-MHP iktidarının tüm belediye eşbaşkanlarını tutuklaması, belediyelere el koyması, HDP Eşbaşkanlarını, milletvekillerini ve binlerce siyasetçiyi tutuklamasının nedeni, bugüne kadar yürüttükleri politikalarının ve yaptıkları saldırıların sonuç almamasıdır. AKP-MHP iktidarı gerillanın fedai vuruşları ve halkın özyönetim direnişleri karşısında sarsıldığı ve aşılma noktasında olduğuna ilişki açıklamalarda bulunulmuştur.

2017 yılının büyük mücadelelerle geçeceği belirten konuşmacılar, Şubat ayındaki uluslararası  komploya karşı mücadeleden başlanarak Kürt şehirlerinin yakılıp yıkılmasını protesto etme, 8 Mart, Newroz’ da özyönetim direnişlerinin fedai ruhuyla serhıldanların gerçekleştirilmesi;     1 Mayıs’ ta  Kürt halkı ve tüm Türkiyeli demokrasi güçleri ile birlikte Avrupa’ nın emek, demokrasi güçlerini, kadın, gençlik ve ekolojist hareketlerin ortak mücadelesinin örülmesi ve örgütlenmesi gerektiği belirtilmiş, bu temelde yürütülecek  mücadelenin küresel demokrasi cephesine dönüştürülmesi kararlaşması içinde olunmuştur.

AKP-MHP iktidarının Özgürlük Hareketi ve demokrasi güçlerine karşı yürüttüğü saldırılarını soykırımı tamamlama amaçlı öngörülen başkanlık sistemiyle yeni bir aşamaya vardırmasına karşı tutum almak ve mücadele etmek bu temelde “HAYIR” cephesini güçlü kılan çalışma içinde olunması gerektiği kararlaşmasında bulunmuştur. Soykırım amaçlı saldırılara karşı Şubat ayında başlayacak olan referandum çalışmalarını önemseyerek Avrupa’ da referandum sürecini demokrasi mücadelesinin çalışması haline getirerek AKP-MHP Faşizmine karşı önümüzdeki dönem mücadelesinin önemli bir zemini olacağı tespit edilmiştir.

HDK-A; faşizan saray rejimine ve tek adam diktatörlüğüne karşı ezilenleri, kadınları, emekçileri, Kürt, Alevi halklarımızı birlikte yan yana, omuz omuza mücadele etmeye; barış, adalet, demokrasi ve özgürlük için safları sıklaştırmaya çağıran söylemde bulunulmuştur. Yaşadığımız karanlıktan çıkmanın mümkün olduğunu belirten konuşmacılar Türkiye’nin emekçileri, ezilenleri ve halklarımız üzerine örtülmeye çalışılan bu faşizan karanlığı yırtarak kendi özgürlüklerini gerçekleştirecekleri belirtilmiştir.

Kürtler, Aleviler, kadınlar ve Türkiyeli ezilen, yoksul halk kesimleri ve emekçiler için anayasa referandumuna “HAYIR” demek, tüm farklılıkları inkâr eden anayasaya ve bu anayasanın oluşturduğu soykırımcı sömürgeci sisteme hayır demek anlamına geleceği belirtilmiştir. Bu referandumda “HAYIR” demek, bir buçuk yıldır halkımızın özgürlük mücadelesine saldıran, Kürt şehirlerini yakıp yıkan, binlerce siyasetçiyi zindana atan, belediyeleri gasp eden, demokratik siyasetçileri karakol ve mahkeme salonlarında süründüren, zindanlarda çürütmek isteyen faşist AKP-MHP iktidarına karşı olmanın, demokrat olmanın, insan olmanın tutumu olacağı ifade edildi.

Tüzük ve Programın sunumu, değerlendirme ve onaylanmasından sonra, karar önerileri de delegelerin oyuna sunuldu. Eş sözcülerin seçiminden sonra, iki yıl görev yapacak olan, 125 kişiden oluşan daimi meclis seçildi. Kongrenin kapanışından sonra hemen bir araya gelen meclis içinden 35 kişiden oluşan yürütme kurulu oluşturuldu. Merkez Yürütme Kurulu, eş sözcülerle birlikte 37 olması kararına varıldı. Hem meclis seçiminde, hem de yürütme kurulu seçiminde başta kurum ve bağımsız birey kotaları ile kadın erkek eşitliği olmak üzere, gençlik, inanç ve LGBTİ kota ve kontenjanlar dikkate alınarak MYK oluşturulmuştur.

BARBARLIĞA VE FAŞİZME KARŞI ORTAK MÜCADELEYE!