Bir paradoks gibi görünse de, NAZİ’lerin 1939’da Polonya’ya girerek ülkeyi işgal edip, insanlık tarihinin en kanlı savaşı olan İkinci Dünya Savaşı’nı başlattığı “1 Eylül”, yıllar sonra “Dünya Barış Günü” olarak ilan edildi.

Üretim güçlerinin olağanüstü bir hızla geliştiği çağımızda, üretim olanaklarının artırılarak paylaşımın bütün insanlığı kapsayacak şekilde yaygınlaştırılması ve halkların eşit koşullarda yaşayabileceği bir dünya sistemi oluşturmak mümkünken, bütün insanlık için değil, özel kâr için kurulmuş sistemin egemenleri, günümüzde savaşları sınır tanımadan sürdürmektedirler.

Yeni yaşam olanakları bulabilme umuduyla savaş alanlarından kaçan binlerce insan, göç yollarında kitlesel ölümlerle yok olup, sivil alanlarda bombalanarak katledilirken, kapitalist-emperyalist dünyanın “efendileri” yoksul halkları ve emekçi sınıfları köleleştirmek için acımasız, yaygın ve çok yönlü bir savaşı dünya ölçeğinde sürdürmeye devam etmektedirler.

Ve insanlık için “barış” , günümüzde dünden daha fazla önem kazanmıştır.

Çünkü savaş bu kez, emperyalist sistemin doğrudan yoksul halklar ve emekçi sınıfların bütününe yönelttiği bir sömürgeleştirme-sömürme savaşıdır. Bu nedenle kapitalizmin kendi çıkarlarının devamı için yarattığı yoksulluk ve ayrımcılığın olduğu her alanı kapsamaktadır.

Çünkü savaş bu kez, insanlığın “ezilen halklar ve emekçi sınıflardan yana özgür ve adil bir dünya” umudunu gerçeğe dönüştürerek dünyayı aydınlattığı Rojava ışığının karartılmasını amaçlamaktadır. Halkların ve emekçi sınıfların adil bir sistem için eşitlik, özgürlük ve barış istemi belki de ilk kez böylesine birlikte buluşarak, tüm dünyada emperyalist-sömürgeci hegemonyaya karşı tepkileri yükseltmektedir. İnsana ait hak ve özgürlükler evrensel çapta bir istem olarak değer kazanırken; ırk, cinsiyet, etnik köken, dil, din, kültür, yaşam tarzı farkı gözetmeksizin, özgürlükçü, çoğulcu, katılımcı demokratik bir dünya özleminin, “savaşlara hayır!” diyen bir barış ortamıyla gerçekleşebileceği bilinci hızla yükselmektedir.

HDK Almanya barışı ve barışa ulaşma olanakları için mücadeleyi şöyle tanımlamaktadır: “Emperyalizmin dünya halkları üzerindeki egemenlik politikalarına; ekonomik, siyasi ve askeri anlaşmalarına ve kurumlarına; sömürgeciliğe ve işgallere, askeri üslere karşı mücadele eder; bölge ve Dünya halklarıyla enternasyonalist dayanışmayı geliştirir. Avrupa ülkelerinin “dış müdahaleleri”nin ve her türden askeri girişimlerinin kategorik olarak yasaklanmasını ister. Avrupa’dan asker, askerî lojistik, askerî eğitim ve silâh ihracatlarının; Avrupa’dan dışa yönelen ‘barış ve istikrar’ maskeli ‘müdahalelerin’, ‘dış desteklerin’ ve işgallerin tümüyle sonlandırılması için mücadele eder.”

HDK Almanya, “Avrupa’da ve Avrupa’dan doğru yükselen savaş ve işgal politikalarına ve tehlikesine karşı Avrupa’nın barış güçleri ile birlikte mücadele eder.”

Tarihten öğrendiklerimiz ışığında artık çok iyi biliyoruz ki, barış emperyalist-kapitalist dünyanın ya da bunun kaynağını oluşturan sınıfların amacı ve hedefi olamaz. Barış sadece ezilen halkların ve sömürülen sınıfların, kadınların ve çocukların ortak isteğidir ve onların vereceği mücadele ile zafere ulaşacaktır.

Rojava’da, Kobanê’de ve bütün Ortadoğu’da yakın zamanda bunun tanığı olduk.

Bugün, ezilen halklar ve sömürülen sınıflar için bir barışa ancak “birlikte mücadele ruhuyla” ve “her yer Kobanê, her yer direniş” şiarıyla ulaşılabilir.

Bugün, Türkiye’nin geleceğini karartan savaşı ve şiddeti coğrafyamızın tüm derinliğine yayan AKP faşizmine karşı tüm ezilenlerin ortak mücadelesiyle barışa ulaşılabilir.

Savaş olmadan kendi sistemini sürdüremeyecek olan Türk rejimine karşı büyük bir savaş karşıtı cepheyi örerek, onun savaşma kapasitesini azaltan bir ortak mücadele hattıyla  barışa ulaşmanın yolu kısaltılabilir.

Avrupa’nın tüm ileri güçleriyle birlikte Tek Adam Diktatörlüğüne, Avrupa hükümetlerince verilen   her türlü politik, diplomatik, ekonomik ve askeri desteğe son verecek ortak bir buluşmayla barış en fazla ihtiyaç duyulan coğrafyada elle tutulacak kadar gerçekçi bir hal alabilir.

HDK Almanya Yürütme Kurulu

1 Eylül 2017